x

Giriş Yapın

x

Kayıt Olun

Kaydet
PUAN DURUMU
Sıra Takım Adı O G B M Av P

Ünal Turakoğlu

unal.turakoglu@hotmail.com

Gençlerbirliği, ilk yarılara bakıldığında son yılların en düşük puanını aldı. Bundan daha kötüsü iki sezon önceydi ve 13 puanla ilk yarıyı bitiren Gençlerbirliği, ikinci yarıda 32 puan toplayıp, kurtulmuştu. O dönemi herkes hatırlar. Rahmetli İlhan Cavcav, kimseyi dinlemeyip büyük bir kumar oynayıp İbrahim Üzülmez’i getirmiş ve müthiş bir başarıya ulaşılmıştı. 

İstatistiklere bakın, o sezon haricinde hiç bu kadar kötü bir dönem olmamış. Çoğunlukla ilk devreleri 21-23 puan aralığında bitirmiş. Gelelim bugüne. İlhan Cavcav artık yok. Yönetimde de büyük değişim yaşandı. 14 puandasın ve maçlara bakıyorum, Karabükspor ve Konyaspor ile ilk iki maç. İkisi de küme düşme hattında ve 6 puanlık maçlar. Sonrası kabus gibi. Fenerbahçe, Trabzon, Göztepe, Başakşehir. Bu takımın kurtulması için herkesin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi şart. 

Bir de devre arasında yapılacak transferlere lütfen dikkat!  Yine menajer oyununa gelmeyin, bu ligi bilen oyuncuları tercih edin. Aman Murat Başkanım... Hiç maceraya gerek yok. 

Daha önce babanızın Sırp futbolcularla sözünü hatırlayın: “Ben olduğum sürece kapıdan giremezler.”  Şimdi o yok ama bu lafı niye söylediğini bir araştırın siz.

KİMSE EL UZATMIYOR

Ankaragücü yönetimi bu sezon yaptığı transferlerde bir kaç isim dışında nokta atışı yaptı. Ancak bu kadar adamı getirip, sıfırdan bir takım kurmanın çok maliyetli bir işti. Yönetim sezon öncesi bütün planlarını eski başkan Melih Gökçek, belediyeler, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Spor Toto’dan gelecek paralara göre yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da devreye girmesiyle ilk aşamada ANFA üzerinden kulübe 5 milyon TL’lik bir forma anlaşması yapıldı. Ardından yine eski alacaklıların hacizleri kaldırmasıyla Spor Toto Teşkilatı’nından gelecek paranın önü açıldı. Sıra Gençlik ve Spor Bakanlığı’na gelmişken orada yaşanan görev değişikliğinin yanı sıra Melih Gökçek’in istifa etmesi hesapları alt üst etti. İlçe belediyelerinden ise beklenenin aksine çok az destek gelince sıkıntılar baş göstermeye başladı. 

Bildiğiniz gibi transfer yasağı son gün gelen paralarla açılabildi. Elindeki avucundakini transfer yasağını açmak için harcayan yönetim, yeni kaynak ve destek için yine arayışlara başladı.

Milletin, “Resmen dilencilik yapıyorlar” gibi haksız eleştirileri onları daha da hırslandırdı. Bu lafları söyleyenlerin şunu iyi anlaması gerekiyor. Bu adamlar, işi gücü olan maddi durumu iyi, kimseye muhtaç olmadan ömürlerini sürdürebilecek insanlar. Çoğu en zor şartlarda Ankaragücü yönetimine girerek, ceplerindekini harcayan, her zaman destek olan, kötü günde takımı bırakmayan isimler.

Hepsini de gayet iyi tanıyorum.

Bu insanların kendileri için istediği bir şey yok. Tek gayeleri Ankaragücü’nü kurtarmak. Onlar rahatsız değil mi zannediyorsunuz. Ama her şeyi sineye çekip, kulüp için çabalayıp duruyorlar. 

Sadete gelelim.

Bu şehirde kimse Ankaragücü’ne el uzatmıyor bu bir gerçek. ATO, ASO, TOBB gibi STK’ların yanı sıra inşaattan teknolojiye Türkiye’nin en büyük markalarının çoğu bu şehirde. 

Bazıları, “Biz Ankaragücü’ne ya da Gençlerbirliği’ne nasıl destek olalım. Bizim böyle bir şey yapmaya imkanımız yok” diyor.

Süper Lig ve 1. Lig’deki takımlara verilen reklamları gördükten sonra Ankaralı büyük firmalar da bir şekilde destek verebilir. Bunun önü açık. İstedikten sonra 50 tane yol bulursun. O nedenle kimse bahanenin ardına sığınmasın. 

Bir tek kaldı Büyükşehir Belediyesi. 

Sayın Başkan Mustafa Tuna, bir kaç kez “Ankaragücü için imkanlar dahilinde destek olacağız” dedi. 

Burada önemli olan şu. Ankaragücü’nün balığa değil, kaynağa ihtiyacı var. Yani bu takıma verilecek 3-5 milyon TL destek bu işi yine çözmez. 

Kalıcı gelirler gerekiyor. Bir yerlerin işletmesi ya da bir şeylerden pay almadığı sürece Ankaragücü’nün geleceği hep ipotek altında olacak.

Herkes “Süper Lig’e çıkarsa Ankaragücü kurtulur” diyor. Allah korusun ya çıkamazsa?