x

Giriş Yapın

x

Kayıt Olun

Kaydet
PUAN DURUMU
Sıra Takım Adı O G B M Av P

Leeds maçında mucizeye imza attık

https://fourfourtwo.com.tr/galatasaray-uefa/ --- Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Can Çiçek

Yeni kuşak Galatasaraylılar belki Bülent Korkmaz’ı artık bir teknik direktör olarak biliyor olabilir ama UEFA Kupası finalindeki ikonik fotoğrafları kesinlikle unutulmaz!


1999-2000 sezonunda sabit hale gelen ilk 11 nasıl bir araya geldi? 
UEFA Kupası’nı kaldıran ilk 11 üç yılda ortaya çıktı. Bu, uzun süreli bir sabır işi. İkinci şampiyonluğu aldığımız sezonun ilk devresinde bir ara Fenerbahçe’nin 9 puan gerisindeydik. O durumda yöneticiler hocanın ve bazı futbolcuların gönderilmesine karar verebilirdi ama takımı bozmadılar. O kadroda yıllardan beri birlikte oynayan futbolcular vardı; Okan Buruk, Arif Erdem, Suat Kaya, Hakan Şükür, ben… Sonra Hagi, Popescu, Capone, Filipescu ve Taffarel geldi. Hagi gelmeden önce onun burnu havada bir insan olduğunu düşünüyorduk ama daha ilk antrenmanda hepimizle tokalaştı, sohbet etmeye çalıştı. Takım kaptanı olduğumu öğrenince benimle aynı odada kalmak istedi… Taffarel gelmeden önce Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamıştı; bir geldi ki, şen şakrak bir adam!

Dördüncü sezona gelindiğinde takımda nasıl bir işleyiş vardı? 
Bazen birbirimize bakmadan bile paslaşabiliyorduk çünkü kimin nerede olduğunu, ne yapabileceğini biliyorduk. Bütün taşlar yerine oturmuştu. Öyle ki takıma sonradan katılan futbolcular eskilerini yerinden oynatamıyordu. Galatasaray’ın ilk 11’ini herkes hiç tereddüt etmeden sayabilirdi. Sahanın içinde herkesin bir rolü vardı. Benim rolüm bağırıp çağırarak takımı hırslandırmaktı! 50 metre öteden Hakan Şükür’e bile bağırırdım. Ergün Penbe’nin soğukkanlılığından faydalanırdık. Ceza sahamızda rakip varken topu çekerdi, hepimiz söverdik. Hagi saha içindeki liderimizdi, Arif oyuna sonradan girip skoru değiştirirdi… Fatih Terim çok zor bir teknik direktördür ama biz istediklerini daha o söylemeden yaptığımız için zorlanmıyorduk.

“Binlerce insanın nefretini hissediyorduk”

Üçlü savunmadan dörtlü savunmaya geçmenizin oyun anlayışınızdaki en büyük değişiklik olduğunu söyleyebilir miyiz? 
Evet ve bu gerçekten zor bir işti. Bunu becerebildiğimiz zaman yolun yarısını almış olduk. İstikrarlı olmamız da yolun diğer yarısını almamızı sağladı. O takımla sadece sahada değil tesislerde de mutlu olduğumuz için birlikte çok vakit geçirirdik. Sahilde yürümek istesek en az 15 kişi olurduk. Okan Buruk öyle ince espriler yapardı ki anlamamız zaman alırdı, sonra da gülmekten nefesimiz kesilirdi. Keyfimiz her zaman yerinde olduğu için zihinsel yorgunluk diye bir şey bilmiyorduk. Florya Tesisleri ve Ali Sami Yen bizim için yaşam alanlarıydı.

O sezon en çok hangi maçta zorlandınız?
En önemlisi Milan maçıydı. Son dakikada Ümit Davala’nın kullandığı penaltıyla kazanmayı başardık. Galatasaray’ın kaderi o anda değişti. UEFA Kupası elemelerine giderken hiçbir maçta yenilmedik. Leeds United maçı da o maçtan aşağı kalmaz. İstanbul’da oynadığımız maçı 2-0 kazanmıştık ama maçtan önce iki Leeds United’lı taraftarın İstanbul’da öldürülmesi durumu aleyhimize çevirdi. Rövanş maçında İngilizler bilenmişti. Takım için çok büyük güvenlik önlemleri alınmıştı ama o maçtaki atmosferi hiçbir zaman unutamam. Binlerce insanın nefretini hissediyorduk. Orada elenmememiz başka hiçbir takımın yapamayacağı bir mucizeydi.

Çok sakatlansanız da hep sahadaydınız. Canınızın en çok yandığı maç hangisiydi? 
UEFA Kupası final maçı gerçekten çok zor bitmişti. Herkes beni sargılı omzumla hatırlıyor. İsmim unutulsa da o görüntünün unutulacağını sanmıyorum. Maçtan sonraki gece sabaha kadar uyuyamamıştım. Benim sakatlığım simge haline geldi ama o maçta Okan da zor durumdaydı.

O sargıyla dengenizi nasıl sağladınız? 
Bilmem! O taraftarı gördükten sonra oyunu bırakamazdım. O tribünleri hatırladıkça hâlâ tüylerim ürperiyor, gözlerim doluyor.

Galatasaray yeniden dört sene üst üste şampiyon olup Avrupa’da kupa alabilecek mi? 
O bir kuşaktı ve bitti. Şimdiki kuşağın bizimle karşılaştırılması çok doğru bir şey değil. Yeniden böyle bir başarı yakalanır mı bilmiyorum ama o kadar kaliteli yerli futbolcunun kolay kolay biraraya gelemeyeceğinden eminim. Altyapıları da gözlemliyorum ve o kuşağın futbolcuları kadar yetenekli futbolcular göremiyorum.

 

BUGÜN ÖNE ÇIKAN MANŞETLER

YORUMLAR

İlk Yorumu Siz Yapın!

Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın!