x

Giriş Yapın

x

Kayıt Olun

Kaydet
PUAN DURUMU
Sıra Takım Adı O G B M Av P

Koşarak geldi, kaçarak gitti! İşte Frank Ribery...

12 yıl önce bugün, Florya'nın kapısından koşarak ve mutlulukla bir genç içeri girdi. Şimdilerde dünya yıldızı olan o genç, koşarak geldiği yerden kaçarak gitti...


Yıl 2004... Bir önceki sezon Fatih Terim yönetiminde ligi 6. sırada tamamlayan Galatasaray, kısa sürede 'UEFA ruhu' olarak bahsedilen motivasyonunun arkasında kalmış, yeni sezona efsane futbolcusu Gheorghe Hagi'yi takımın başına getirerek giriş yapmıştı.

Aslan'da hedef şampiyonluktu. Tabii bunun için Fenerbahçe ile yarışacak kadar büyük bir bütçesi de yoktu. 2000'li yılların ortasında sürekli olarak maddi sıkıntılar yaşayan sarı-kırmızılı ekip, ihtişamlı bir kadroya sahip değildi. Cimbom için o sezon, farklı bir anlam daha taşıyordu. Zira Galatasaray, sezonu şampiyon olarak tamamlarsa, 100. yılında bu zafere ulaşmış olacaktı. Geçen sezonu Fenerbahçe şampiyon tamamlamış, ondan önce de Beşiktaş, Lucescu ile 100. yıl şampiyonu olmuştu.

Sezon başında Conceicao, Saidou, Song ve Tomas transferleri yapan Galatasaray, ligin yarısı bittiğinde lider Fenerbahçe'nin 4 puan gerisinde duruyordu. Acilen takviyeler gerekiyordu ancak Özhan Canaydın ve kurmaylarının takıma bir yıldız alacak gücü yoktu. Galatasaray, nokta bir atış yapmalıydı. Ligi sallayacak, bütçeyi zorlamayacak ve taraftarları ateşleyecek biri gerekiyordu...


SON GÜNÜN HOROZ DÖVÜŞÜ


Ara transfer döneminin son haftasına kadar durgundu Fenerbahçe ve Galatasaray. Ardından sarı-kırmızılı ekip, Hakan Yakın'ı kiralık olarak kadrosuna kattı. Tabii sarı-kırmızılı takımda forma giydiği bile hatırlanmayacaktı Hakan'ın yıllar sonra...

Transferin son günü geldiğinde hem Fenerbahçe'nin, hem de Galatasaray'ın adı birçok yıldızla anılıyordu. Sanki pencere yeni açılıyormuşcasına gazetelerde birden fazla isim yer alıyordu. Tarih 31 Ocak 2004'ü gösterdiğinde Fenerbahçe, yıldızlarla dolu kadrosuna bir de Nicolas Anelka'yı dahil etmişti. Sarı-lacivertlilerin keyfine diyecek yoktu.

Sıra Galatasaray'a geldiğinde, bir başka Fransız oyuncu giriyordu Türkiye sınırları içine. Hagi'nin istememesine rağmen zor da olsa gönderilen Petre ile birlikte yabancı kontenjanı açılmış, Galatasaray da bu boşluğu Fransa'nın mütevazı takımlarından Metz'te forma giyen 21 yaşında gelecek vaat ettiği söylenen bir gençle doldurmuştu. O genç, şimdilerde Bayern Münih'te oynayan ve dünyanın en iyi kanatlarından biri olan Franck Ribery'den başkası değildi...

Faryd Mondragon Franck Ribery Galatasaray nostalgia


'ANELKA'NIN BONUSU' DEMİŞLERDİ


Dönemin başkanı merhum Özhan Canaydın ''üç yıldız'' sözünü tutamamış, taraftarlar İstanbulspor'dan alınan Saidou'ya sevinir olmuştu. Ribery takıma geldiğinde de ilk yorumlar yalnızca eleştirilerden ibaretti. Franck'i kimse ne tanıyor, ne de biliyordu. Birçoğu onu izlememekle kalmamış, adını bile ilk kez duyuyordu.

Fenerbahçe'nin Anelka'yı kadrosuna kattığı saatlerde Florya'ya giren Ribery için ''Anelka'nın bonusu'' diye yorumlar yapılıyor ve hem genç oyuncuyla hem de Galatasaray ile alay ediliyordu.

Çünkü Galatasaray, 2000'den sonra birçok transfer yapmış ve kimseden bekleneni alamamıştı. Taraftarların, bilinmeyen oyuncuların transfer edilmesinden ümidi kesilmişti. Daha birkaç sezon önce Hagi, Taffarrel, Jardel ile coşan taraftar, artık takıma yıldız istiyordu. Ribery ise herkese cevap vermek için maça çıkmayı bekliyordu. Tabii onu İstanbul'a getiren yöneticiler de öyle...

Franck Ribery Sabri Sarioglu Galatasaray nostalgia


KOŞARAK GELDİ, KAÇARAK GİTTİ


Galatasaray için ligin ikinci yarısı iyi geçse de şampiyonluk ipini göğüsleyen Fenerbahçe olmuştu. Sarı-lacivertli ekip Galatasaray'ın 100. yılında şampiyon olarak ezeli rakibine büyük bir darbe vurmuştu. Tabii kahramanımız Franck, bireysel anlamda adeta uçuyor ve uçuruyordu.

Hızı, tekniği, top kabiliyeti, 28 numaralı forması ve geri kalan tüm özellikleriyle Galatasaray'ın her maçına damga vuran Ribery, kısa sürede bir yıldıza dönüşüvermişti. Şampiyonluğun kaçırıldığı sezon Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yi 5-1'lik ezici bir skorla deviren Galatasaray yılın telafisini yapmış, Ribery de ilk ve son golünü o maçta kaydetmişti.

Geldiğinde alay edilen adamdan bir sonraki sezon için beklentiler çığ gibiydi fakat onun için Galatasaray'da bir sonraki sezon diye bir şey asla olmadı... Maddi sıkıntıları aşamayan ve oyuncuların maaşını ödeyemeyen Galatasaray zor günler geçirirken Marsilya da Ribery'ye talip olmuştu. Ribery, apar topar valizini toplayıp Fransa'nın kıyısına taşındı.

Galatasaray'a adeta koşarak transfer olan Ribery, kulübünden kaçarak uzaklaşmış ve Galatasaray ile mahkemelik olmuştu. Sonrasında ise Bayern Münih onu transfer edip, Avrupa'nın en iyilerinden biri haline getirmişti...

Franck Ribery Galatasaray


''ÖYLE BİR TAVUK YİYİŞİ VARDI Kİ...''


Galatasaray'a geldiğinde büyük bir yıldız değildi Ribery. Astronomik maaşlar da kazanmıyordu. O, Galatasaray'da attığı temellerle bugünlere gelmişti. Dönemin Galatasaray yöneticisi Fatih Gökşen, yıllar sonra Fransız oyuncunun transferini anlatmıştı. Gökşen'in ağzından çıkanlar, yılların Ribery'yi ve Ribery'nin yaşam tarzını en iyi şekilde açıklar nitelikteydi.

Gökşen onun için, “Daha transfer bitmemişti, Lüksemburg havaalanında tavuğu yiyişi, üzerindeki o kıyafetler gözümün önünden gitmiyor. Ona bir Citroen C4 hediye etmiştim, görmeniz lazımdı. “Je t’aime je t’aime” diyerek boynuma sarıldı. Şimdi Ferrari’leri Porsche’leri beğenmiyor…” demişti.

Yıllar önce Anelka'nın bonusu olarak geldiği düşünülen Ribery, birkaç sezon sonra dünya yıldızı oluverdi. Citroen C4'e çılgınlar gibi sevinen ve Lüksemburg havaalanında dev bir iştahla önündeki tavuğu yiyen Ribery, değerini misli kez katlamıştı. Galatasaray'dan bir Ribery geçmişti. Eleştirilerle gelen, olaylarla giden ve sonrasında dev bir yıldıza dönüşen...

31 Ocak 2004'te, bundan tam 12 yıl önce, Galatasaray'a bir Ribery gelmişti...

Ribery Galatasaray

BUGÜN ÖNE ÇIKAN MANŞETLER

YORUMLAR

İlk Yorumu Siz Yapın!

Yorum Yapmak İçin Giriş Yapın!